Bizimle İletişime Geçin

Film/Dizi Eleştirileri

BÖRÜ Geliyor

Yayınlanma:

Yayınlanma Günü:


Panzehir TV’den herkese merhaba.Uzun bir aradan sonra yeni bir yazı ile karşınızdayım.Bu yazımızın konusu geçtiğimiz gün yapımcıları tarafından duyurulan BÖRÜ isimli ”HBO kalitesindeki” yeni mini dizimiz.Lafı fazla uzatmadan konumuza geçelim.

 
Türk dizi-film sektöründe yapımını üstlendikleri DAĞ serisi ile adeta yeni bir dönemin öncüsü olan Alper Çağlar ve ekibi çoğunuzun malumudur.DAĞ 2 bizleri AE’de yapılmış kalitesiz efektlerden oluşan sözüm ona ”aksiyon-macera” filmlerinden kurtaran bir film olmuştu.Ayrıca eklemek lazım DAĞ 2 TSK’nın destek verdiği ve envanterindeki silahlarını ilk defa sinema sektöründe kullandığı bir yapım olarakta karşımızı çıkıyor.

Şimdilerde ise bu ekip DAĞ 2’den de tanıdık yüzlerin bulunduğu BÖRÜ isimli önce 6 bölümlük sonrasında ise sinema filmi ile devam edecek bir yapım üzerinde çalışıyor.Bizleri en mutlu eden konu ise yazının sonunda da bulunan trailerde yer alan ”HBO Kalitesinde” yazısı.Bu yazı dizi sektöründe gerçekleşecek büyük yeniliklere göz kırpıyor ve bizi umutlandırıyor.

Dizinin hikayesine ve bazı teknik özelliklerinden söz edelim.Gerçek olaylara ve gerçek insanlara dayalı 34 50 telsiz kodlu BÖRÜ, Polis Özel Harekat’ın en seçkin sıcak savaş timi.Kumpasların ve düşmanın kim olduğunun belli olmadığı gölge savaşında, Türkiye’nin ateş çemberi ile sarıldığı 2013 senesinde başlayan öykü Türkiye’nin en seçkin oyuncuları, DAĞ serisinden tanıdık yüzler, ve eşi benzeri görülmemiş aksiyonu ile bu sonbaharda (Eylül-Ekim) Star TV’de yayımlanmaya başlanacak.

BÖRÜ, her bölümü 1 saat olan 6 bölümden oluşacak.Dizi bitince akabinde bir sinema filmiyle hikaye sonlandırılacak.Tabi bu bizim açıklamalardan ayıkladığımız bazı cümleler.Dizinin başlangıcında ve bitiminde gelecek tepkilere göre bölüm sayısı uzayabilir.Ancak 1 saatlik bölüm sürelerinin %99 uzamayacağını da açıklamalardaki satırbaşlarından ve Alper Çağlar’ın Türk dizi sektörüne bakışından da anlayabiliriz.

Umuyoruz ki BÖRÜ dizisi süresi 3 saati aşan,hikaye odağının dışına çıkarak tamamen reklam ve para kazanma amacı taşıyan,uzun çalışma saatleri ile set ekibinin başını kaşımasına dahi fırsat vermeyen yapımcılar ve Türk dizi sektörü için yeni bir çağı başlatır.Bu sayede hem seyircinin izlediğinden keyif almasını hem de set çalışanlarının yaptıkları işten zevk almasına vesile olur.

 

”Başka bir yazıda daha görüşmek üzere. Esen kalın.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Film/Dizi Eleştirileri

Emerald City İncelemesi

Yayınlanma:

Yayınlanma Günü:

Tarafından Yazılmıştır:

Oz Büyücüsü severler toplaşabilir. Zira Emerald City incelemesi sizler için.

-İncelemede spoiler olmadan elimden geldiğince bilgi vermeye çalıştım. Gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz-

L. Frank Baum’un eseri olan Wizard of Oz, yani Oz Büyücüsü kitabı defalarca sinema sektörüne uyarlandı. Fakat 2017’nin kuşkusuz en iyi dizilerinden olan Emerald City, bu uyarlamaların arasından garip diyebileceğimiz kadar farklı olmasıyla sivriliyor. Oz Büyücüsü’nün bu kadar karanlık yanı olan bir uyarlaması daha önce olmamıştı. Eğer yabancı dizilerle ilgileniyor ve haberleri biraz takip ediyorsanız, Emerald City ile ilgili bir yazıya mutlaka denk gelmişsinizdir. O yazıda denk gelmenizin yüksek olduğu yorum ise “Game of Thrones ve Oz Büyücüsü karışımı” olacaktır. Gerçekten de böyle bir durum var, fakat elbette bir yere kadar.

Garip atmosferi, gerçek dünya ve fantastik dünya arasındaki çarpıcı geçişleri, efektlerin mükemmelliği ile dizi ilk sahnelerinden sizi kendisine bağlamayı başarabiliyor. Aslında Emerald City için söylenecek çok şey var fakat dizinin atmosferini düzgün bir şekilde aktarabilmek için sanırım başlangıç sahnesini çok kısa bir şekilde özet geçmem en doğrusu olacak. Kansas City’de yaşayan, işkolik doktor başrolümüz Dorothy Gale, evlatlık verildiği aile tarafından büyütülmüş ve gerçek ailesiyle bir araya gelmek istiyor. Öz annesinin tekrar kasabaya geldiğini duyunca yaşadığı yere, onu görmeye gidiyor. Tam annesini yaralı bulduğu ve yardım istediği anda bir hortum peydahlanıyor ve Dorothy kendini başka bir dünyada -ya da evrende, artık siz nasıl isterseniz- buluyor. Bu andan itibaren Dorothy’nin tamamen yabancı olduğu bir dünyada geri dönüş yolunu bulmaya çalışmasını izliyoruz.

Konu sizi pek sarmadı mı? Siz yine de okumaya devam edin, çünkü dizi çok farklı yönleriyle insanı içine çekiyor. İlk dikkat çeken kısım çekim kalitesi ve yönetmenlik başarısı. Daha doğrusu farklılığı diyelim. İlk bölümlerde dizinin iyi mi yoksa kötü mü olduğuna anlam veremiyorsunuz. İnsanın içinde “bunlar ya gerçekten çok acemiler ve bu diziyi tamamen karambole böyle çekmişler, ya da o kadar profesyoneller ki diziyi bu kadar tuhaf yapıp merak uyandırmayı başarmışlar” şeklinde bir duygu oluşuyor. Sezonu bitirip genel resme düzgün bir şekilde bakma şansı bulunca olay daha kolay anlaşılıyor. Evet, bu dizi gerçekten çok profesyonelce yapılmış. İşe balta vuran birkaç etmen olmasa, dizi gerçekten dört dörtlük olacakmış.

Kansas’ın gerçek ortamından birden fantastik bir dünyaya geçiş yapmak insanı ilk başta afallatıyor. Özenildiği apaçık ortada olan şahane görselliğin yanısıra; video oynatıcı, drone gibi teknolojik cihazların son derece garip ama bir o kadar da tatlı, devşirme modelleriyle mest oluyorsunuz. Efektler gerçekten çok güzel ve hiçbir masraftan kaçınılmadığı belli oluyor. Cadılar, büyücüler, yarı mekanik insanlar, taştan devler, bir nevi cehennem uyarlaması hapishanesi… Burada herşey fantastik ve hiçbir şeyin sınır yok.

Dizideki sınırlı eleştirilerimden ilki, başrolün oyunculuğu. Olmamış, olmamış, olmamış. Hiç olmamış. Böyle bir prodüksiyona hiç yakışmamış. Başrol Dorothy Gale’i canlandıran Adria Arjona kusura bakmasın ama “neden bu kadını seçmişler?” diye çok düşündüm. Mantıklı bir cevaba ulaşamadım. Belki çok kötü bir oyuncu değil fakat hem bu prodüksiyona sahip bir dizide hem de diğer oyuncuların yanında sırıtıyor. Yan bir karakter olsa belki bu kadar dert etmezdim. Ama diğer oyuncular o kadar iyiki, ortalama oyunculuğu vasatın altı bir izlenim veriyor. Karaktere girmek için uğraştığı belli oluyor fakat ne mimikleri, ne konuşma tarzı, ne fiziksel görünüşü, ne de espri diyaloglarındaki abartı oyunculuğu izleyiciye duygu akmasına izin vermiyor. Birkaç bölüm içinde biraz toparlansa da özellikle ilk bölümlerdeki oyunculuğu insanın aklına bir kez yerleşiyor ve dizinin sonuna kadar göze batıyor.

Bunun yanında diğer oyuncuların çoğu çok iyi. Hatta çok iyinin de ötesinde mükemmel diyebilirim. Şahsen en çok, başrollerden “Batı’nın Cadısı” karakterini oynayan Ana Ularu beni benden aldı. Uzun zamandır bir karaktere bu kadar iyi oturan bir oyuncu görmemiştim. İzlemeye doyamadım. The Wizard karakterini canlandıran Vincent D’Onofrio, Lady Ev karakterini canlandıran Stefanie Martini, Jane karakterini canlandıran Gina McKee de oyunculuk konusunda başrole ders verecek kadar iyi olmalarının yanı sıra dizinin çıtasını bir tık yukarı taşıyorlar. Dizinin diğer başrollerinden olan ve Dorothy ile aşk kapanına atılan Lucas karakteri de vasat düzeyde. Lucas’ı canlandıran Oliver Jackson-Cohen de Adria Arjona’nın kaderini paylaşarak vasat bir oyunculuk sergiliyor. Oyunculuk seçimlerinde bir işler mi döndü artık orasını bilemiyorum ama, bu iki oyuncuyu bu dizinin başrolünde görmek, Game of Thrones’un başrollerinden birinde Keanu Reeves’i görmek gibi. (Bknz. The Matrix – Neo).

Oyunculuklardan yeterince şikayet ettiğime göre, biraz da senaryoya değinelim. Dizinin yapımcıları sezonun 10 bölüm sürmesine karar verdiklerinde neredeyse on ikiden vurmuşlar diyebilirim. 16 bölüm, veya bir felakete yol açma potansiyeline sahip 23 bölümlük bir sezon kararı vermemeleri çok iyi olmuş. Dizide herşey tamam kararında. Yalnızca, 10 bölüm yerine 12 bölüm olsaydı da, veya her bölüme 5 dakika eklenseydi de bazı karakterlerin geçmişiyle ilgili daha çok bilgi sahip olabilseydik diye düşündüğüm anlar oldu. Bir üst paragrafta bolca övdüğüm Batı’nın Cadısı’nın geçmişine dair birkaç şey daha öğrenmek isterdim. Aynı şekilde Lady Ev’in de.

İlk bir iki bölümde bazı yerlerde kopukluklar mevcut. Bazı yerlerde de mantık hataları göze çarpıyor. Birkaç bölüm sonra bunların hepsi toparlanıyor ve ortaya sürükleyici bir hikaye çıkıyor. Her ne kadar dizinin her bölümüne aksiyon serpiştirilmeye çalışılmış olsa da aslında hiç gerek yokmuş. Zaten dizi öyle bir bütünleştirilmişki, normal bir dizide basit diyebileceğimiz bir aşk ilişkisinin bile nereye gideceğini öğrenmek için sabırsızlanıyorsunuz. Fantastikliğiyle zaten izleyiciyi yeterince etkilemeyi başarabilmişken aksiyon olmasına gerek bile yoktu diyebilirim.

Yukarıda bir yerlerde görselliğin ne kadar iyi olduğundan ve atmosferin tuhaflığından bahsetmiştim. Atmosferi bu kadar tuhaf yapan şey, dizide gördüğünüz şeylerin birbirinden siyah ve beyaz kadar farklı olması. Ateşli silah bile olmayan yerde drone, yarı mekanik insan görmek gibi. Ama bundan daha ilginci, fantastik kavramının yeniden işlenmesi. Fantastik denince çoğu insanın -özellikle fantastik yapımlardan hoşlanmayanların- aklına aşırı kan veya şiddet olmayan, en fazla bir iki korkutucu canavar içeren yapımlar gelir. Bu yapım ise çalkantılı ilerleyişiyle izleyicinin kafasını çok güzel allak bullak ediyor. Daha ilk bölümde bir kafadan vurma sahnesi dizinin ciddi yapısını ortaya koyuyor. Ardından son derece naif ilerleyen senaryo, canlı canlı derisi yüzülen adamın derisini alıp tekrar vücuduna geçirmesiyle insanı şok ediyor. Bunlara benzer olaylar normal bir dizide +18 olarak nitelendirilebilir. Ama burada öyle naif bir şekilde senaryoya yediriliyorki ne düşüneceğinizi şaşırıyorsunuz. Bu size olumsuz gibi gelmesin. Dizinin en iyi kısımlarından biri bu. Diğer yapımlardan farklılaşmayı sağladığı gibi ani bir şekilde ve fütursuzca izleyicinin gözüne sokulması sandalyede doğrulmanıza sebep oluyor.

Yazının sonuna yaklaşırken değinmek istediğim birkaç nokta daha var. Müzikler ve sesler. Benim bir yapımda müzikle ilgili değerlendirme yöntemim şudur: Eğer müzikler gerçekten iyiyse mutlaka dikkatimi çeker. Dikkatimi çektiği andan itibaren sürekli olarak müziğe de odaklanırım. Eğer müzikler kötü veya irrite ediciyse, yine dikkatimi çeker ve o müzikler sonuna kadar beni rahatsız etmeye devam eder. Bu 10 bölümlük dizide müziğin dikkatimi çektiği bir an bile olmadı. Dolayısıyla ses konusunda dikkate değer bir şey olmadığını söyleyebilirim.

Birkaç paragraf önce bahsettiğim aksiyon kısmı, sanki sona saklanmış gibi sezon finalinde ortaya çıktı. İlk bölümden itibaren ortalama bir düzeyde devam eden ve yavaşça yükselen tempo final bölümünde “soluksuz izleme” düzeyine çekilmiş. Dizilerdeki özel olaylar her zaman sezon finaline saklanır. Ama burada herşey sezon finaline saklanmış gibi hiç beklemediğim, dizinin normal akışına ters olaylar oldu. Çoğu yapımın tam finaline taş çıkarttı diyebilirim. Her dizinin normal bölümleriyle sezon finallerini karşılaştıracak olursak, Emerald City’nin sezon finali epikti diyebilirim.

Yazının başından bari olabildiğince detaylı bir şekilde düşüncelerimi aktarmaya çalıştım. Umarım buna değmiştir çünkü dizinin devam edip etmeyeceği belli değil. Henüz NBC kanalından ses seda yok. Fakat bu dizinin iptali anlamına gelmiyor elbette. Sezon finali daha 1 hafta önceydi ve kanalların dönemsel yayın takvimlerine göre uzunca bir süre daha diziden haber almayabiliriz. Sezonun “devamı ikinci sezona” şeklinde bitmesi ve yapımda Amazon’un da parmağı olması yeni sezona dair umutlarımı artırıyor.

Continue Reading

Film/Dizi Eleştirileri

John Wick : Chapter 2 İncelemesi

Yayınlanma:

Yayınlanma Günü:

Tarafından Yazılmıştır:

Öncelikle herkese merhabalar. Size elimden geldiğince John Wick filminin devamı olan John Wick Chapter 2 filmini anlatacağım.

Bu yazımda maalesef biraz SPOILER olacak, ama elimden geldiğince güzel detaylarını anlatmamaya çalışacağım. O yüzden okumadan önce buna dikkat edin. Sonra okuduktan sonra ve filmi izlemediyseniz biraz kötü olabilir. J Film hakkında tabi kendi yorumlarımı da katacağım için izleyip beğenip/beğenmeyeni durumunuza göre pek tatmin etmeyebilir. Tamamen benim kişisel görüşümdür.

Keanu Reeves abimizi tanımayan pek yoktur. Kendisi Matrix filminden sonra baya popüler olmuştur. Keza Constantine ve bilimum diğer filmleri de izlenir kıvamdadır. Oyunculuğu bence harikadır. Role karaktere son derece yaşayarak yaptığı için insanı o karaktere bağlıyor. O yüzden bunu yapabilen oyuncular artık günümüzde son derece az.

John Wick’de böyle bir karakterdir.  İlk filmde hatırlayanlarınız olursa hikaye biraz kötüydü. Detay olarak zayıftı. Ama 2. Filmi ise öyle değil ve devam filmi olarak çekilmiş. 2. film ama devamı değildir başka konu vs. değil, bayağı bayağı ilk filmin devamıdır.

2.filmde bu hikayeyi biraz detaylandırmışlar. John Wick bildiğiniz gibi karabasan denilen hakkında hikayeleri çıkan şöyle ölümcül böyle iş bitiren şeytan gibi gibi denilen bir karakter. 1. Filmin devamı olduğu için hikaye 1. filmden sonra başlıyor. Bildiğiniz gibi John Wick tetikçi işinden emekli olmuş, sıradan bir hayat yaşan karısı hastalıktan kaybetmiş birisiydi. Ta ki biri burnunu sokup hayatını dahada mahvedene kadar. Emekli olduğu işe bu yüzden geri dönüyor. Ama istemeyerek, sadece intikam için. 2. filmde ise hem ana hikayeye hemde John Wick karakterinin nasıl oluştuğunu vs. kabaca anlıyoruz. Tarikat gibi bir oluşum var bu oluşumda belirli kan ile mühürlenen bir olayı var. Çok garip geldi bana o yüzden tam adlandıramadım. Belirli kurallar harici diğer şeylerde taviz yok.

Tarikat o yüzden garip işliyor. Konumuzda burada başlıyor John Wick intikam almaya bakıyor. Mecbur zaten istemeyerek işine dönmüş olduğu için daha sinirli hareket ediyor. İlk filmde bir ruhsuzluk adamda aim hack var galiba devamlı headshot atıyor durumu bu filmde de var. Ama dediğim gibi başından beri  Keanu Reeves  abimiz rolü yaşadığı için ve o şekilde oynadığı için karaktere cuk diye oturuyor. İzlerken ben hiç ya bu adam karaktere olmamış yakışmıyor demedim. Hikayemiz son derece kısa sürüyor.Tarikatın bundan istediğini zorla yapıyor. Tabi öncesi silahlanma özel giyim vs. diyerekten film o arada biraz durgun ilerliyor. Aksiyon ise zaten en başından var tabi ancak arada durgunluk sonra aniden bir daha aksiyon sonra gene durgunluk şeklinde gidiyor. J Klasik tetikçi imajından biraz farklı ilerliyor. Adam baya baya ilk film gibi silahla önüne gelene gene headshot atıyor. O arada tabi aksiyon tavan.

İstenilen işi yapan Wick daha sonra bundan zorla işi isteyen kişiyi öldürmeye koyuluyor. O arada tabi görevi veren kişi de bunun farkında olduğu için Wick’in üzerine ne kadar adam varsa parayla saldırtıyor ama Wick’e vız gelir tırıs gider modunda geleni geçeni alıyor. Filmin sonunda ise malum kötü adamı sonunda öldürüyor ama, öldürdüğü yer ise tarikatın yuvası denilen yer ve orada öldürmek yasak. Ama öldürüyor.

Bu seferde tarikatın lideri Wick’in hesabını alıyor. İşini tarikatla ilişiğini kesiyor. Ama o arada John Wick’e sana fırsat tanıyorum kaçman için gibisinden süre veriyor. O arada kaçarken de tarikatla ilişiğini kesiyor büyük lider. John Wick ise kaçarken o arada Film bitiyor. 3. devam filmi de kesin gelecek diyorsunuz. J Belli güzel bir seri olacağa benziyor.

Film dediğim gibi işleyişi güzel Keanu Reeves rolü yaşadığı ve adam gibi oynadığı için ben beğendim. Güzel bir aksiyon filmi olmuş. Devam filmi mutlaka zaten gelecek. 2. Filmi de ben oldukça beğendim diyebilirim. Tek kötülüğü ise filme sakın Türkçe dublajlı gitmeyin derim. Ben öyle İngilizceye hakim iyi bilen birisi değilim çok az biliyorum ama böyle bir saçmalık adamın ağız hareketinden dediği şeyi anlamaya çalışıyorum falan başak bir şey diyormuş da sanki Türkçe de anlamı başkaymış durumu oluyor. O yüzden bence alt yazılı izleyin derim.

Elimden geldiğince spoiler vermeme çalıştım ama genel hatları ile konu üzerinden anca bu kadar anlatabildim. Okuduğunuz için teşekkür ederim. İlk defa bir film incelediğim için eksikliklerim olmuştur kusura bakmayın.

Hepinizi iyi günler dilerim.

 

Continue Reading

Film/Dizi Eleştirileri

Kaptan Amerika: İç Savaş Film Eleştirisi

Yayınlanma:

Yayınlanma Günü:

Tarafından Yazılmıştır:

Merhaba. Filme geçmeden sonda söyleyeceklerimi başta bi aradan çıkarıp kurtlarımı döktükten sonra yazıya devam etmek niyetindeyim. Batman ve Supermen savaşını unutmadan kendimizi bu seferde Marvel tarafındaki savaşın içinde buluyoruz. Son yılllarda rahatsız olduğum bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum. Süper Kahraman Nedir? Deadpool filminde komik bir göndermeye meze olmasına rağmen bence güzel bir cevap olmasından ötürü Stefan Kapicic (Buck) ‘ ın verdiği cevabı burda kullanmak istiyorum. ” Hayatta önemli anlar vardır, hepi topu 4-5sn süren, Cesur davranıp doğru olanı yapman gereken 4-5 sn, Bu seni süper kahraman yapar ” Biz kahramanları böyle seviyoruz. Tüm hikaye içinde öyle bir an gelir ve kahraman seçimini yapar ve tüyleriniz diken diken olur. En azından bende hep böyle olurdu, çaktırmadığım bir gurur hissederdim, hiçbirinizin itiraf edemeyeceği gibi bende itiraf edemem belki ama bir an kendinizi onun yerine koyardınız ve ”evet bende böyle yapardım derdiniz” Kahramanla bir bağınız oluşurdu. Tüm bunları belirtmemin sebebi son yıllarda çıkan hemen hemen tüm süper kahraman filmleri bu histen çok uzak. Evet tahmin edeceğiniz üzere bu filmde maalesef bu konuyla ilgili sınıfta kalıyor ama ayrıntılara aşağıda değineceğim. Keşke bu kadar kahramanı aynı filmde görmesek diyorum çoğu zaman. Neyse bu düşüncemle ilgili belki ilerde daha detaylı bir yazı ile çıkarım karşınıza. Lafı gereğinden fazla uzattım biliyorum. Kurtlarımı döktüğüme göre filme geçebiliriz. Karşınızda Kaptan Amerika: İç Savaş

Kaptan Amerika: İç Savaş

Bu kadroya bakınca insan ister istemez heyecanlanıyor, Captain AmericaIron ManBlack WidowWinter SoldierFalconWar MachineHawkeyelack PantherVisionScarlet WitchAnt-ManCrossbones ve tabiki Spider-Man. Böyle bir kadroyla 2 şey yapılabilir. Ya çok iyi bir senaryoyla efsane bir film yada gişeye oynayan şişirilmiş bir film. Filmin senaryosunu Batman v Superman: Dawn of Justice filmini izleyenler için tam bir fiyasko olduğunu söyleyebilirim. Spoiler vermek istemediğim için sadece şunu söylemeliyim Sebastian Stan yerine Diane Lane oynasaydı da olurmuş 🙂 Burada biraz sitem edeceğim ister istemez, tamam bunlar büyük bütçeli yatırımlar, seneler öncesinden planlamalar yapılarak çekim sürecine geçiliyor. Öyle her istediğinizi her istediğiniz zaman değiştiremiyorsunuz, hele bu bahsedilen değişiklik senaryo ile ilgiliyse ama kardeşim rakibin DC’ nin henüz filmi vizyondan kalkmadan aynı senaryoyla nasıl dik durabileceğini düşünüyorsun. DC filmi gişeye soktuktan sonramı haberiniz oldu da değişiklik yapmadınız. Kimse kızmasın gerçekten çok komik bir durum.

Scarlett Johansson‘ ın pazar yerinde Crossbones‘ un adamlarıyla olan sahnesi hariç filmin ilk yarısında neredeyse can sıkıldığını hissettim. Filmde altı çizilmek istenen konu itibariyle hikayeye giriş yapabilmek için ilk seans 1-2 sahne haricinde oldukça durağan geçiyor. Saçma mı buldum, Hayır, öyle olması gerekiyordu ama sıkıntı daha öncede bahsettiğim senaryo konusuna bağlanıyor ve papaz iki kez aynı pilavı yemiyor, dolayısıyla benim için biraz can sıkıcıydı diyebilirim, hatta ilk seans sonunda finali bile az çok tahmin eder buluyorsunuz kendinizi. 2 bölümde can sıkıntımı biraz hızlı ceyran eden olaylarla unutuyordum ki bu seferde esasında çok rahat halledilebilecek bir sorunun gereksiz büyütülüp size CGI efekt göstermek için çıkan bir savaşın ortasında buluyorsunuz kendinizi. İşin kötü tarafı her şey özel efekt ve hissiz olunca bu da gözünüzde her şeyin sıradanlaşmasına sebep oluyor. Perdede bir şeyler uçuşuyor. hemen hemen her yer havaya uçuyor ama siz o esnada gayet sıradan bir şey izlediğinizi düşünüyorsunuz yani etkilenmiyorsunuz. Böyle bir kadroyla yapılan filmde istenen en son durumdur heralde izleyicinin etkilenmemesi. Yukarıda filmi eleştirmeden neden öyle bir konuşma yaptığımı şimdi daha iyi anlıyorsunuz diye düşünüyorum. Bence filmin en önemli eksikliği bir mağdurun olmaması, tüm süper kahraman filmlerinde bir mazlum vardır, kahraman zamanında gelir ve adaleti sağlar. Bu filmde böyle bir durum yok. Herkes kahraman, aralarında bir anlaşmazlık var, ortalığı yıkıp döküyorlar, sizde izliyormuşsunuz gibi bir durumdan bahsediyorum.

Kaptan Amerika: İç Savaş

Karakter ve oyunculuklara gelince ben filmde en çok genel kanının aksine Tom Holland‘ ın Spider-Man‘ ini sevdim.Tamam senaryo gereği biraz alıştığımız Spider-Man‘ lere benzemiyor ama filmin sonunda ortaya çıkmasına karşın acemi tavırları, eğlenceli şakalarıyla bence filmde verilen rolün hakkını vermiş. Yine şaşırtıcıdır Crossbones karakterini sevdim. Pazar sahnesi diğer kaslı özel efekt sahnelerine göre oldukça keyifliydi. 

Kaptan Amerika: İç Savaş

 

Filmi genel hatlarıyla değerlendirecek olursak esasında Çizgi Roman hayranlarının kesinlikle gitmesi gereken bir film. Senaryo kısmı belki benim beklentilerimi karşılamadı ve DC ile çakışmaları tesadüf diyip göz ardı etsek film izlenmeyecek kötü bir film değil. Sadece bu sebeplerle potansiyelinin altında kaldığını düşünüyorum. Hazır vizyona girmişken filmde yer alan karakterlerden herhangi birine merakınız varsa kaçırmayın derim. Görsel efektler ve müzikler oldukça güzel. Benim izlediğim salonda genellikle gençler ve ebeveynleriyle gelen küçük çocuklarla doluydu. Özellikle Spider-Man‘ ın esprilerine tüm salonda kıkırdamalar oluştu. İyi bir hafta sonu filmi olabilir, lakin çok Geek yada Nerd’ lük yapmadan eğlencesine izlerseniz 🙂

Herkese iyi seyirler, Saygılarımla ….

Continue Reading

Araç

Araç1 sene önce

Larry Page’nin Uçan Otomobilinden İlk Görüntüler Yayınlandı

Google’ın kurucusu Larry Page’nin desteklediği iki “uçan araba” şirketinden biri olan Kitty Hawk, prototip uçaklarının ilk videosunu yayınladı. Şirket, Kitty...

Araç1 sene önce

AutoShow 2017, Geleceğe Yakından Bakın Sloganıyla Ziyaretçilerini Bekliyor

AutoShow 2017, Geleceğe Yakından Bakın Sloganıyla Ziyaretçilerini Bekliyor. İstanbul Autoshow 2017 başladı. Otomotiv Distribütörleri Derneği tarafından her sene İstanbulda düzenlenen...

Araç1 sene önce

Güneş Enerjili Mercedes Truck Muhteşem Bir Karavan Deneyimi Sunuyor

Güneş Enerjili Mercedes Truck Muhteşem Bir Karavan Deneyimi Sunuyor. Mercedes Benz Unimog sahibi bir kullanıcı aracını karavana çevirerek bir karavan...

Araç1 sene önce

Type-R Rekorları Kırmaya Hazırlanıyor !

Sonunda Civic Type-R modeli tamamen yenilendi. Model performası ile sınıfında tüm rekorları kırmaya hazırlanıyor. Japon üretici bu konuda oldukça iddialı....

Araç1 sene önce

Lamborghini Huracan Performante’den Rekor Derece

Marco Mapelli’nin test sürüşünü gerçekleştirdiği Lamborghini Huracan Performante 6:52:01’lik derece ile Nürburgring Nordschleife’nin üretim modeli kategorisinde yeni rekorun sahibi oldu....

Araç1 sene önce

Alman Opel Amerika Macerasından Sonra Fransa Yolculuğuna Çıkıyor

Alman Opel Amerika Macerasından Sonra Fransa Yolculuğuna Çıkıyor   PSA Grubu, Peugeout ve Citroen markalarından sonra bugün düzenlediği basın toplantısı...

Araç1 sene önce

Motobike İstanbul 2017 Fuar Resimleri

Motobike İstanbul 2017 Fuar Resimleri Geçtiğimiz yıl Eurasia Moto Bike Expo adıyla düzenlenen fuar, bu yıl Motobike İstanbul 2017 ismiyle...

Hobi

Kitap1 sene önce

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri – Kitap Değerlendirmesi

Merhaba, sevgili Panzehir TV takipçileri.Bugün ABD’li psikolog Dr.Gary Small’un 2013 yılında NTV Yayınları tarafından çevirisi yapılan ”Bir Psikiyatristin Gizli Defteri” isimli kitabının...

Kitap1 sene önce

Oyun Ustası – James Dashner Kitap İncelemesi

Panzehir TV’den herkese merhabalar. Bugün sizlerle birlikle son zamanlarda okuduğum en keyifli kitaplardan bir tanesi olan Oyun Ustasını değerlendireceğim. Oyun...

Kitap1 sene önce

Açık Radyo Kitap Oldu: Bu Şehr-i İstanbul Ki

Açık Radyo Kitaplığı serisinin dördüncüsü “Bu Şehr-i İstanbul Ki” çıktı. Murat Belge ve Tanyeri Erkman’ın 1995 yılında Açık Radyo’da hazırlayıp...

Kitap1 sene önce

Erken Kaybedenler Kitap Değerlendirmesi

Merhaba, sevgili Panzehir TV takipçileri.Bugün Emrah Serbes’in 2009 yılında İletişim Yayınları’ndan çıkan kitabı ”Erken Kaybedenler” üzerine eleştiri yapacağız. Kitapta 80’li-90’lı...

Kitap1 sene önce

Rüyalarını Ver Bana

İnsanoğlu acizliğinin farkına ne zaman varır ? Başına gelen bir olayda mı ? Sevdiklerini kaybettiğinde mi ? Ya da sonu...

Kitap1 sene önce

Metal Fırtına – Politik Kurgu Kitaplar Serisi – 1

Merhaba, sevgili Panzehir TV takipçileri.Bugün sizlere mükemmel bir kitap serisinin başlangıç haberini veriyorum.Geçtiğimiz haftalarda elimdeki kitap stoğunun tükenmesinden sebepdir kendimi...

Kitap1 sene önce

Elif Gibi Sevmek – 1. Kitap

Yeni bir kitapla merhabalar sevgili panzehir.tv okuyucuları.Gerçek aşkı arayanlar için tavsiye edebileceğimiz harika kaçırmamaları gereken bir kitap. “yol elif ise...

Kitap1 sene önce

Olymposlu’ların Şafağı “Antik Yunan ve Roma Hikayeleri”

Yeni bir kitapla merhabalar sevgili panzehirtv okuyucuları. Tarihe ve mitolojiye ilgi duyanlar için kaçmaz bir kitap. 33 hikayeden oluşuyor. Zeus’dan,Hades’e,Hermes’ten,Hera’ya...

Kitap2 sene önce

Üç Bin Yıllık Sır “Patasana”

Merhabalar sevgili Panzehir TV takipçileri. Yine sizlerle güzel bir kitap inceleyeceğiz. Kitabımız gizem, polisiye, tarih, geçmiş ve günümüz Türkiye’sini ince ince...

Kitap2 sene önce

Sırlarla Dolu “Ayasofya’nın Gizli Tarihi”

Merhabalar sevgili kitap severler. Bugün Panzehir TV’de sizlerle birlikte Pelin Çift ve Erhan Altunay’ın “Ayasofya’nın Gizli Tarihi”ni inceleyeceğiz. Ayasofya’nın ne kadar...

Konu Dışı

Konu Dışı1 sene önce

Yemeksepeti Yeni Oyunlaştırma Projesini Yayına Aldı

Yemeksepeti yeni oyunlaştırma projesini yayına aldı     Yemek dünyasının yeni “oyun” alanı Yemeksepeti Türkiye’de şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı...

Konu Dışı1 sene önce

Beurer PS 240 Baskül İncelemesi

Fiyatına ve kalitesine göre iyi olan, Beurer ps 240 model baskülü inceliyoruz. Öncelikle ürünün detaylarını, daha sonrasında ise kutusunu ve...

Konu Dışı1 sene önce

Spigen Manyetik Araç İçi Telefon Tutacağı İncelemesi

Bu incelememizde size Spigen Kuel A201 model manyetik araç içi telefon tutacağını anlatacağım. Önce markanın belirttiği özelliklere değinelim. Spigen Airvent...

Konu Dışı1 sene önce

Go2be Saç Düzleştirici Sprey ile Dalgalı Saçlara Elveda !

Merhaba, sevgili Panzehir TV takipçileri.Bugün sizlerle dalgalı ve kıvırcık saçlarınızda mükemmel bir düzleştirici etki bırakan Schwarzkopf Got2b Saç Düzleştirici Sprey üzerinde...

Konu Dışı1 sene önce

Tüketici Hakem Heyetine Başvuru Nasıl Yapılır ?

Herkese merhabalar, bu rehberimde size Tüketici Hakem Heyetine nasıl başvurulur ? bunu anlatacağım. Kendi başımdan geçtiği için birebir tecrübe ettim....

Konu Dışı2 sene önce

Etlere Fısıldayan Adam “Nusr_Et”

Klavye canavarından selamlar. Bugün sizlerle Nusret Gökçe’ yi nam-ı değer  “Nusr_Et” i daha yakından tanıyacağız. Instagram da 4 milyona yakın...

Konu Dışı2 sene önce

Reklamcılık Ekmek Gibidir…

ABD, İsveç ve Türkiye’de ofisleri bulunan TheMediatixStudio’nun Türkiye-Konya ofisinden Sayın Özkan Öz ile reklamcılık hakkında bir sohbet gerçekleştirdik. ‘’Kuruluş ve...

Konu Dışı2 sene önce

1900 Yılların New York’unu Keşfetmeye Ne Dersiniz ?

1900 Yılların New York’unu Keşfetmeye Ne Dersiniz ? Moskova merkezli fotoğrafçı / animatör Alexey Zakharov, 1900’lü yılların başında başlayan bir...

Konu Dışı2 sene önce

Can Sıkıntısına İlaç, Birbirinden İlginç İnternet Siteleri #2

İnternetin sonsuz bir derya. Aklınıza gelebilecek her türden internet sitesi mevcut. Bu listemizde bilinmeyen, birbirinden ilginç internet sitelerini yeniden sizlere...

Konu Dışı2 sene önce

800.000 Brazzers Hesabı Hacklenerek Satışa Sunuldu

Ünlü adult sitesinin veritabanından 800.000 hesap hacklenerek ele geçirildi. Üstelik bu hesapların çalındığı çok sonra şirket yetkilileri tarafından fark edilmiş....

En popüler yazılar