Bizimle İletişime Geçin

Konu Dışı

Reklamcılık Ekmek Gibidir…

Yayınlanma:

Yayınlanma Günü:

ABD, İsveç ve Türkiye’de ofisleri bulunan TheMediatixStudio’nun Türkiye-Konya ofisinden Sayın Özkan Öz ile reklamcılık hakkında bir sohbet gerçekleştirdik.

‘’Kuruluş ve ajans felsefemiz, her marka için satışı arttıracak yeni bir fikir, uygulanacak yeni bir projenin olduğuna inanmak ve bu fikri hayata geçirmektir. Bizim işimiz, markanız için bir fikri kullanılabilir teknolojiyi de içinde barındıran ve aynı zamanda kreatif çözümlerimiz ile bütünleşen sonuçlara ulaştırmaktır.’’ Diyen TheMediatixStudio2009 yılında Texas / Houston’da kurulmuştur.

Peki Özkan Öz Kimdir ?

Özkan Öz 1999’da sunucu olarak başladığı yayın hayatına oyuncu ve yönetmen olarak devam etti. 10 sene boyunca Kontv’de çalıştı. 2001 yılında TRT 1’de “Çekirdek” dizisinin başrolünü oynadı. “Kayıp Şehir Ubar” ve “Paramparça” filmlerinde rol aldı. Yüzlerce canlı yayın, tanıtım filmi ve reklam filminin yönetmenliğini yaptı. 2009’da Texas’ta TheMediatix’te Creative Director ve Marka Geliştirme Uzmanı olarak çalışmaya başladı. Selçuk Üniversitesi İktisat diplomasına ek olarak Amerika StratfordCareerInstitute-DigitalPhotography mezuniyetini ekledi. Ayrıca New York Institute of Photography’de eğitim gördü. Bursaspor Kulübü Texas Şampiyonluk ve Türkiye Futbol Federasyonu A Milli Takım Amerika Kampı reklam filmlerini çekti. ATV Avrupa’da “Welcome Ramazan” programını yaptı. 2015’te TheMediatix ‘in Türkiye ofisinin başına geçti ve hala burada Creative Director olarak kariyerini sürdürmektedir.

Sayın Özkan Öz ile sohbet detaylarımız…

Şu anda reklam sektörünün içerisinde bulunduğu ulusal ve yerel durumu nasıl değerlendirirsiniz?

Hem reklamcı hem de reklamveren açısından ele alacak olursak, yerel piyasada olaylar ekonomi ile çok bağlantılıdır. Çünkü en ufak bir ekonomik aksaklık olduğu zaman, enflasyon gibi, bütçeden ilk çıkarılacak bölümdür reklam. Dolayısıyla reklamcıların en büyük sıkıntısı budur. Yerel sektörde işler yolunda olduğunda reklam tatlı gelir. Fakat ulusalda bu çok fazla hissedilmez. Ulusal markalar içerisinden bunu fırsat bilip reklama yönelen firmalar olur. Ekonominin onları hiç etkilemediği sektörler vardır. Örneğin gsm sektörü , bankalar gibi… Ne zaman ekonomi daralsa yerel sektör reklamı gözden çıkarır. Bu yüzden sürekli bir çalışan sirkülasyonu gözlenir. Çok fazla küçük ajans açılıp kapanır. Aslında iflasını veren yerel markalar oluyor ama bir süre sonra farklı bir isimle veya konseptle karşımıza tekrardan çıkıyor. Ondan dolayı bu durumların ekonomiyle fazla ilintili olduğunu düşünüyorum.Yerel piyasada şuan bir durgunluk var. Ama ulusal bunu çok fazla hissetmiyor. Zaten televizyonları açtığınız zaman bunu en iyi oradan takip edebilirsiniz. Ne reklam sayısında bir azalma görüyorsunuz, ne aksama görüyorsunuz her şey bir şekilde devam ediyor. Oradaki rekabet çok büyük tabii. Çok büyük firmalar var, çok büyük ajanslarla çalışıyorlar ve bu yüzden etkilenmeden devam ediyorlar.

Yerel piyasada, ekonomi kötü olsa bile ulusaldaki gibi reklam faaliyetlerine devam edebilmeyi kabul ettirmek ne kadar sürer?

Bayağı zaman var. Uzun bir yol var, çok zor. Şundan dolayı; yerel markalar içerisinde reklamı gelir olarak gören çok az. Çoğu gider olarak görüyor. Gider olarak gördüğünüz zaman lüks olsun diye yapıyorsunuz demektir. İlk fırsatta da lüksünüzü kesiyorsunuz. Ama kaz gelecek yerden tavuk esirgemem mantığıyla hareket edip, ben üç lira yatırayım ki beş lira kazanayım diye düşünenler gerçekten onu bırakmaz. Bence %20’ye %80 gibi bir oran diyebilirim yani. %80’i gider olarak gördüğü için kesiyordur. %20’si biraz bu işin farkına ve tadına varmıştır.

Yerel reklamcılığın Konya’da ki durumu nedir, nerededir Konya?

 Olayı bir teknik açıdan bir de reklamcılık açısından ele alacağım. Ben 10 yıl boyunca Kontv’de çalıştıktan sonra 2009’da Amerika’ya gittim ve 6 sene sonra döndüm. Geldiğimde 6 sene içinde çok şeyin değiştiğini gördüm. Şu açıdan; artık daha fazla göz zevkine hitap eden çalışmalar var. Şuan hala öyle. Eskiye oranla bence daha fazla doğru yazı fontu seçiliyor, daha fazla güzel renkler bir araya geliyor, daha fazla güzel logolar ortaya çıkıyor, ama bunları yanlış kullanım devam ediyor. Billboardlara baktığınız zaman tasarım renkler açısından güzel ama neden siyah background kullanmış diye sorguladığınızda yanlış yapılmışı algılıyorsunuz. Bu kısımda eksik var. Beş altı yılda belki son on yılda teknik açıdan ciddi bir sıçrama olduysa bence diğer kısımda da önemli gelişmeler olacaktır. Ben ümit var diye görüyorum.

Peki reklamcılar, pazarlama ve marka endüstrisinde nerededir ?

 Nerede yer almazlar deseniz daha kolay olur (kısa bir gülüşme). Bazı kelimeler dile olumlu ya da olumsuz şekilde oturuyor. Maalesef ajans, reklamcı, pazarlamacı bu tarz kelimelerin psikolojik olarak halk arasında, bu işle ilgilenmeyen kısımda da dilde uyandırdığı hissiyat çok parlak değil. Çoğu zaman negatif düşünceler canlanıyor. Tabi bu bizim için bir süreç, nesiller değişiyor. Sinema, tiyatroya bizim anne babalarımızın neslinin bakışı ile bizim neslimizin bakışı arasında dağlar kadar fark varsa, bizim çocuklarımızında 20-30 sene sonra onlarınki ile bizimki arasında fark olacaktır. Gelişme illaki var, bariz şekilde var. Ama kaplumbağa hızıyla… O yüzden reklamcı neresindedir işin, ister istemez her yerindedir. Burada branşlaşmayı ne kadar başarırsak o kadar profesyonelleşiyoruz. Ama yerel piyasada bu branşlaşmayı yapmak ciddi maliyet artışları anlamına geliyor. Direkt olayı baştan olmaza getiriyor. Böyle olduğu için her işten anlayan eleman daha joker ve daha değerli eleman konumunda. Yerelde böyle. Ulusalda değil ama. Reklamcı dediğiniz, aslında ajans başkanıda reklamcı, ajansta çalışan herhangi bir elemanda reklamcı. İster istemez, üzülerek de birazda reklamcı işin her yerinde var. Müşteri ile görüşüyorsunuz ve pazarlamayı siz yapmış oluyorsunuz ve bunun gibi birçok şey. Böylelikle reklamcılar işin her yerindedir.

Size göre iyi bir fikir ve strateji bulmanın sırrı nedir ?

 Bana göre çok iyi araştırmadır. A’dan Z’ye her şeyiyle o konuyu çok iyi araştırdıysanız, konuya hakimsiniz demektir. Bizim işin en zor yanlarından biri o, her seferinde farklı branştan, sektörden markalarla, firmalarla ürünlerle çalışıp muhattap olmak zorundasınız. Ve her seferinde onlara özel uğraş verip, adamların 20 yıldır edindiği tecrübeyi siz 20 günde neredeyse onların zihnindeki bilgiye sahip olmak için çabalamanız gerekmektedir. Kendinize yaptığınız bu yirmi günlük yüklemeden sonra, ortaya bir şey çıkmak zorunda. Ve işin zor kısmı budur. Ama bunu yapıp önümüzdeki ay bambaşka bir şeye adapte olabiliyorsanız işin zorluğu orada. Bana göre iyi bir strateji ve fikir bulmanın sırrı iyi bir araştırmadır.

Sizi daha önce oyuncu,yönetmen, sunucu olarak gördük ve şuanda reklamcısınız. Peki sizi reklamcılığa iten güç neydi ?

 Küçük bir hikaye anlatayım burada. Kamera önünde başladım televizyona. Aklım hep kamera arkasındaydı. Kamera önündeyken dizilerde başrol oynadım. Seviyordum ama kamera arkasındaydı aklım. Sonra kamera arkasına geçtim. Kamera arkasındayken önce canlı yayınlarla ilgili bir şey yaparken yönetmenlik falan, sonra prodüksiyon ve reklam çekimlerine kaydı aklım. Bu arada televizyonun her şeyini öğrenmek istiyordum. Bayramlarda bir sürü iş arkadaşım benim sayemde tatil yaptı. Hep onların işlerini devralırdım öğrenmek için. Televizyonda bir program yapıyorsunuz yerelde olsa ulusalda olsa başarılı olabilir, fakat onun bir sürekliliğinin olması lazım. Benim annem 17 yıldır Kontv’de program sunar, ben o kadar istikrarlı olamazdım herhalde. Reklamcılığın benim için iyi yanı, sürekli yeni bir şeyler yapıyor olmak. Kötü yanı da şu, bir şey yapıyorsunuz çok kısa süre sonra sönüp gidiyor, o işle hatırlanmıyorsunuz. Bir kampanya yapıyorsunuz 3-5 ay her şey çok güzel, sonra unutulur gider, yenileri gelir. Kalıcı bir şey bırakamıyorsunuz, bundan dolayı duyduğum bir üzüntü var ama işin renkli yanı, yeni başarılı iş yapabiliyor olmak beni reklama yaklaştırdı. Bunun için dil çok önemliydi, bir şeyi Türkçe araştırdığınızda on bin sonuç çıkıyorsa, İngilizce araştırdığımızda yüz binlercesi çıkıyor. Yurtdışına gitmek benim için bu yüzden nimet gibi oldu. Sonrada bırakmak istemedim.

Bu meslekte zorlandığınız anlar nelerdir ?

 En zorlandığım an Türkiye’ye döndükten sonra ekip kurarken duygusal bir ekip yapısıyla karşılaşıp, onları profesyonel mantığa geçirme noktası oldu. Birçoğu markayı ikna etme kısmının zor olduğunu söyler, hayır bence ikna etmek ekip işinden geçiyor. Amerika’dayken şuna çok alışmışım; birisi bir iş çıkarır getirir, ‘’Bunu istemiyorduk, böyle olmayacaktı.’’ dediğimizde tamam der ve en ufak bir motivasyon düşüklüğü olmadan çalışmaya devam eder. Burada fikir beyan eden arkadaşlar arasında birini seçtiğimizde diğeri küsüyor ve alınganlık gösteriyor. Böyle duygusal bir yapı var, ister istemez bozuluyor. En zorlandığım nokta çalıştığım arkadaşları o noktaya getirebilmek oldu. Bu durumu tahminimden çok daha kısa sürede atlattık.

Ulusal ya da yerel olarak beğendiğiniz, keşke biz yapmış olsaydık dediğiniz çalışmalar var mı ?

 Olmaz olur mu, çok güzel çalışmalar çıkıyor.Mesela THY’nın Kobi Bryant ve Messi’nin oynadığı ‘’Los Angeles’a Gidiş’’ hikayesi çok güzeldi. Reklamlarda doğru kişileri seçip, oynatabilmek başarı getiriyor.Fındık üreticilerinin ‘’AgaNigiNagaNigi’’ sloganıyla çıktığı, Sevgili Ali Taran’ın çalışması. Bence bir çığırdır. Türkiye’de reklamcılığın dönüm noktasıdır.

Ajansta çalışanların motivasyonunu arttırmak için ne gibi faaliyetler yaparsınız ?

 Sabah aç olarak bilgisayar başına oturmalarını istemediğimiz için, onlara tost ikramımız var. Haftada iki gün ev yapımı pasta-börek günü yaparız. Kantinimiz açık büfedir. Onlar için cafeterya bölümünde Playstation, masa tenisi, elektronik dart ve Monopoly gibi oyunlar bulunmakta. Ve günlük gazeteleri gelmektedir. Ayın en beğenilen projesine maaşına yansıyacak şekilde ödül verilmekte. Giriş çıkışlarda hiçbir zaman izin almazlar. Mesai takipleri için program var ve o programa geç geleceğini yazar, böylelikle kendi mesai saatlerini kendisi takip etmiş olur. Hiçbir zaman mazeretini sormayız. Ayda bir kahvaltımız olur. Ramazan ayında iftara gideriz. Şuan bu tarz uygulamalarımız var.

Reklamcılar var bir de kahraman reklamcılar var. Peki size göre kahraman reklamcı nasıl olunur?

 Bence kahraman reklamcı müşterisini eğiten reklamcıdır. Zaten müşterinin her istediğini yapacak olursanız ona kısa süreli faydası olacak veya o bile olmayacak işler isterler.

TheMediatix Ajans’ın ileriye dönük hedef ve projelerinde neler yer almaktadır?

15933874_10207903015802976_815158434_o

 Asıl hedefimiz, bir şeyler üretmek. Ar-ge’ye yatırım yapmak istiyoruz. Şuanda reklamcılık hep tüketime yönelik ve ona vesile olacak şeyler üretiyoruz. Bizim üreteceğimiz şey insanların işine yarayacak bir ürün olmalı. Örneğin; Hong Kong’da bir fuarda gezerken bu duvar süsüne rastladım, aldım ve nasıl çantaya dönüştürüleceğini araştırdım, yaptırdım. Bu bizim için bir projedir. İnsanlığın hizmetine sunabileceğimiz bir şeyler üretmek bizim hedefimiz.

TheMediatix farklıdır. Çünkü ..?

 Çünkü bir sürü farklı insan burada bir araya gelmiştir. Her karakterden insan var ve birbirleriyle iyi anlaşıyorlar. İki sokak arkada bir bina var, artık oraya Mediatix lojman desek yeridir. Buradan 6 farklı arkadaş o binaya yerleşti. Burayı, işlerini sevmeleri ve sanırım bu neşeli ortam bizi farklı kılar.

Sizden reklamcılığı bir şeylere benzetmenizi istesek, neye benzetirdiniz ?

 Ekmek. Yedikçe yediriyor. Yemeyeyim diyorsunuz ama bir şeylerin yanında olmazsa olmaz. Lezzetli ve yemeğe de lezzetini veren şey ekmektir.

Reklam sektörüyle yakından ilgilenen kitleye önerebileceğiniz kitap-dergi var mı ?

 İşin özünü ve nasıl işlediğini öğrenmek için Marketing’i takip etmek gerekir. Çünkü İstanbul piyasasında ne oluyor, kimler ne işler yapıyor bilgi sahibi olmak lazım. Log Dergisi’ni öneririm. Biraz teknoloji ile alakalı ama aslında tasarım, görsellik ve aynı zamanda sadelik olarak bir şeyler kazandırıyor.

Sohbetimizde Sayın Özkan Bey ile konkur hakkında da konuşmalar gerçekleştirdik. Bu konuda fikirlerini şu şekilde beyan etti. ‘’ Anadolu için konkur ve sunum kültürünün oturması çok önemli. Önümüzdeki birkaç yılda piyasaya faydamız olur diye ümit ediyoruz. Anlaştığımız, anlaşmak üzere olduğumuz firmalara dahi, konkur açmalarını rica ediyoruz. Çünkü o zaman ajansların değerini anlıyorlar. Biz bunu ilk başta kendi değerimizin anlaşılması için düşünüyorduk. Ama sonra baktık ki, hakikaten rekabeti arttırıyor, böylelikle herkes kazanıyor. Daha fazla eleman ihtiyacı duyuluyor. Daha kaliteli işler çıkarmak için rekabet doğuyor ve bu yarış markaya yansıyor. Sonunda içlerinden en doğrusu ve en kalitelisi seçildiği zaman, markaya satışta ve tüketimde de olumlu yansıyor. Tüketici hakettiği reklam kampanyası ile tüketimini gerçekleştirmiş oluyor. Tüketiciye de saygı duymak lazım, parayı harcayan kesimin hizmetine karşılık saygı için layıkıyla reklam yapmak lazım. Ücretli veya ücretsiz konkur, farketmez. Bu kültürü oturtabilirsek, herkes için en iyi olacak. Bu yüzden çok önemsiyoruz.’’

Bizler için değerli vakitlerini ayıran TheMediatixStudio ekibine ve Özkan Bey’e teşekkür ediyoruz.

Hazırlayanlar:

Selçuk Üniversitesi Reklamcılık 4. Sınıf Öğrencileri: Büşra Bardak, Gözde Boz, Damla Aydın, Aydın Korkmaz, Mert Altınkaynak

 

15857616_10210207692422436_2033730675_o

"Çoğu zaman insanlar, siz onlara gösterene kadar neye ihtiyaç duyduklarını bilmezler." -Steve Jobs

Konu Dışı

Yemeksepeti Yeni Oyunlaştırma Projesini Yayına Aldı

Yayınlanma:

Yayınlanma Günü:

Tarafından Yazılmıştır:

Yemeksepeti yeni oyunlaştırma projesini yayına aldı

 

 


Yemek dünyasının yeni “oyun” alanı

Yemeksepeti Türkiye’de şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı oyunlaştırma projesine imza atarak, kullanıcılarına baştan ayağa yepyeni bir deneyim sunmaya başladı. Paylaşım, keşif ve yarışma ruhunu tetikleyen bu oyun ortamında 100’den fazla görev var. Yemeksepeti, kullanıcılarının birbirleriyle yarışabilecekleri bu proje ile semt bazlı kanaat önderleri yaratmayı hedefliyor ve kullanıcıların birbirlerinden ne yiyecekleri konusunda ilham almalarına imkan tanıyor.
Yemeksepeti, son dönemin en önemli dijital trendlerinden “oyunlaştırma” kavramını sistemine entegre ederek, kullanıcılarının karşısına yepyeni bir yüzle çıkmaya başladı. Kullanıcılar artık profil sayfaları üzerinden hem kendileriyle hem diğer Yemeksepeti kullanıcılarıyla yarışabilecekler, birbirlerini takip ederek semtlerinde ne yeneceğinin en iyisini yine birbirlerinden öğrenecekler.

Paylaşım, keşif ve yarışma ruhunu tetikliyor

Yemekepeti’nin oyunlaştırma projesi, kullanıcılar için paylaşımı ve etkileşimi tetikliyor. Bu şekilde yeni alternatif lezzetler keşfetmenin önünü açıyor. Sunduğu “yarışma” ruhuyla yemek siparişini daha eğlenceli ve daha interaktif hale getirerek, kullanıcılarına baştan ayağa yepyeni bir deneyim yaşatıyor.

 

Kullanıcılar “muhtarlık” için yarışıyor

Yemeksepeti’nde “oyun” kullanıcıların aksiyonlarına bağlı olarak puan kazanmalarını ve kendi semtlerinde diğer kullanıcılarla rekabet etmelerini sağlıyor. Buradaki asıl eğlence, diğer kullanıcılarla yarışmayı mümkün kılan “muhtarlık” oyunu. Kullanıcı yemek konusunda uzman olduğunu kendi semtinde kanıtlamak isterse, muhtarlık yarışına katılabiliyor. Her semtte hafta boyunca en çok puanı toplayan kullanıcı “muhtar” rozetini kazanıyor ve bu profiline yansıyor. Bu şekilde, kullanıcılar yeni bir semtten sipariş vermek istedikleri zaman, oranın muhtarının seçimlerine bakarak, en iyi ve lezzetli tercihi bu doğrultuda yapabiliyor. Yarışın her semt özelinde ayrı ayrı oynanabilmesi de, Yemeksepeti’nin teknik açıdan zor ve büyük bir işin altından kalktığını gösteriyor.

100’den fazla görev kullanıcıları bekliyor

Oyun dahilinde belirlenmiş 100’den fazla görev bulunuyor. Bu görevler, yeni restoranlardan sipariş vermek, online kredi kartı ile ödeme yapmak, değişik mutfaklar denemek, günün farklı saatlerinde sipariş vermek gibi şekillerde farklılaşıyor. Bunlar ne kadar sık ve değişik şekilde yapılırsa, ona uygun olarak rozet kazanılıyor. Yorumlama, siteyi ziyaret ve sipariş paylaşımı üzerinden de kurgulanan çeşitli görevler bulunuyor.

Kebap Kralı, Gastronom, Uyurgezer…

Örneğin kullanıcı 2 farklı şehirden sipariş verdiğinde “Gezgin”, 10 geceyarısı siparişi verdiğinde “Uyurgezer”, Çin & Japon mutfağı kategorisinden 50 sipariş verdiğinde “Ejderha”, Kebap & Türk mutfağı kategorisinden 50 sipariş verdiğinde ise “Kebap Kralı” rozetlerini kazanıyor. 10 farklı siparişini kendi ağıyla paylaşanlar “Beğeni Avcısı”, 20 farklı siparişini paylaşanlar ise “Gastronom” oluyor.

Facebook arkadaşlarının Yemeksepeti profili takip edilebiliyor

Kullanıcılar puanlarını, yeni rozet kazanmak için gereken görevleri ve diğer ayrıntıları profil sayfalarından görebiliyor. Profiline Facebook ile bağlananlar, kendi arkadaşlarının Yemeksepeti sayfalarını, nerede ne yediklerini ve rozetlerini takip edebiliyor.

Tüm bu detaylarla birlikte, kullanıcı eğer yarışmaya hiçbir şekilde dahil olmak istemiyorsa, ilgili bildirimleri kapatarak, Yemeksepeti’ni her zamanki gibi sadece sipariş için kullanmaya devam edebiliyor.

Dijital trendlerden ve Yemeksepeti dinamiklerinden ilham alıyor

Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın projeyi hayata geçirirken dikkate aldıkları noktaları, “Yemeksepeti’nde en sık karşılaştığımız sorulardan biri “Yemeksepeti neden bize yemek önermiyor” oluyordu. Bu konuda şimdiye kadar site üzerindeki yön verici, restoran ve siparişlerle ilgili kullanıcılarımızın yorum ve puanlamalarıydı. Biz bir yerde ne yeneceğini en iyi o semtte sipariş verenlerin bildiğini düşünüyoruz ve oyun fonksiyonumuz ile bu paylaşımı bir kat yukarı taşıyıp artık kullanıcıların birbirlerinden ilham almasını mümkün kılıyoruz” sözleriyle açıklıyor.

“Türkiye’nin en kapsamlı oyunlaştırma projesi”

Yemeksepeti’nin kurulduğu ilk günden bu yana kendini yeni teknolojik gelişmeler ve kullanıcı beklentileri ışığında hiç durmadan güncellediğini vurgulayan Aydın proje hakkında ayrıca, “Dünyanın en büyük oyunlaştırma şirketleriyle uzun süre çalıştık ama altyapıları ve vizyonları bizi desteklemediği için devam edemedik. Oyunlaştırma projesinin tüm alt yapısını Yemeksepeti Bilgi Teknolojileri Departmanımız yaptı, yani %100 bir Türk projesi. Ayrıca, bu iş kapsamı itibarıyla da Türkiye’deki en büyük oyunlaştırma projesi olma özelliği taşıyor” dedi.
Yemeksepeti hakkında

Türkiye’nin ilk ve en büyük online yemek siparişi sitesi olan Yemeksepeti, 2001 yılında kuruldu ve 2015 Mayıs itibariyle dünyanın en büyük online yemek sipariş platformu Delivery Hero bünyesine katıldı. Bugün itibariyle 64 ilde, 13.000’in üzerinde üye restoran ve günde aldığı ortalama 180 bin siparişle, milyonlarca kullanıcıya hizmet veriyor.

Continue Reading

Konu Dışı

Beurer PS 240 Baskül İncelemesi

Yayınlanma:

Yayınlanma Günü:

Tarafından Yazılmıştır:

Fiyatına ve kalitesine göre iyi olan, Beurer ps 240 model baskülü inceliyoruz.

Öncelikle ürünün detaylarını, daha sonrasında ise kutusunu ve içeriğine bakacağız.

• Kauçuk yüzey üzerinde rahat, güvenli duruş
• Işıklandırmalı siyah ekran
• Hassas ölçeklendirme: 50 g
• Soft Grip basma yüzeyi: yumuşak duruş, kaymaz
• Dekoratif: Şık paslanmaz çelik uygulama
• Siyah arka ışıklandırmalı LCD ekran
• kg/lb/st seçeneği
• Açma tekniği: Hızlı başlat
• Otomatik kapanma, aşırı yük göstergesi
• Taşıma kapasitesi: 180 kg / Ölçeklendirme: 50 g
• Büyüklük: 30 x 30 x 2,1 cm, Ekran: 82 x 41 mm
• Büyük basma yüzeyi: 30 x 30 cm
• Rakam boyutu: 33 mm
• 3 adet 1,5V AAA pil dahil

Ürününü kutusuna geçelim.

Kutusu son derece sade tutulmuş. Çok büyük değil, bütün teknik özellikleri kutusunun üzerinde yazıyor.

Kutu içeriğinde ise;

-Baskülün kendisi,

-Kullanım kılavuzu

-Diğer beurer ürünlerini tanıtan broşür

-3 adet AAA tipte ince kalem pil

Çıkıyor. Bunun haricinde kutu içeriğinden başka bir şey çıkmıyor.

Resimde gördüğünüz gibi, pil kapağını açıp, içine kutusundan çıkan 3 adet pili takıyoruz. Ve pil kapağını kapatıyoruz.

Pil kapağının sol tarafında kalan UNIT yazan düğmeye basıp lb-st-kg arasında bize uygun olanı seçmemiz gerekiyor.

Şeçtikten sonra, baskümünüz kullanıma hazırdır. Düz ve tercihen sert bir zemine 4 tane lastik ayağı oynamadan tam düz şekilde yere koyuyoruz. Daha sonrasında üzerine her hangi bir ağırlık gelince kendi kendine çalışıyor. Üzerinde de yük olmayınca kendi kendine kapanıyor. Extra bir açma kapatma düğmesi yok.

Resimde gördüğünüz gibi arka planı aydınlatmalı bir ekranı var. Rakamlar oldukça net okunuyor. Şahsen banyoda kullanacağım için ben extra kaymasın diye üzeri kaymayan yapıda baktım. En uygun ve güvenilir marka olarak karşıma Beurer çıktı. Üzeri denildiği gibi kauçuk kaplı ve kaymıyor. Islak ayak ile falanda denedim herhangi bir kayma yok. Bu açıdan cam veya türevi üzeri kaygan olan basküllerden daha iyidir.

Hassaslığına gelince normalde tartıldığımda hangi ağırlıktaysam arada gramaj olarak oynama harici ağırlık farkı çok olmadı. Bizzat güzel bir eczeneye gidip tartıldım. Arada 100 gram kadar fark oldu. Baskülümüz biraz hafif tartıyor. Ama diğer çin malı vb. ürünler gibi 2-3 kilo gibi bir fark olmuyor. Buna tavsiyem dikkat edin derim. Baskülün ucuzu malesef düzgün tartmıyor.

İnceleme tarihine göre fiyatı 120 TL ile 150 TL arası değişiyor. Online olarak herhangi bir sitede bulunabiliyor.

İncememi okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonra ki incelemeye kadar bizi takipte kalın, hoşçakalın.

 

 

Continue Reading

Konu Dışı

Spigen Manyetik Araç İçi Telefon Tutacağı İncelemesi

Yayınlanma:

Yayınlanma Günü:

Tarafından Yazılmıştır:

Bu incelememizde size Spigen Kuel A201 model manyetik araç içi telefon tutacağını anlatacağım.

Önce markanın belirttiği özelliklere değinelim.

  • Spigen Airvent Universal Mıknatıslı araç tutacağı sayesinde yolculuklarınız çok daha düzenli, çok daha keyifli.
  • Artık aracınızda telefonunuzu nereye koyacağınızı düşünme derdi bitti! Çizilir mi, virajda düşer mi, kaybolur mu problemi ortadan kalktı.
  • Mıknatısı yapıştırdıktan sonra kılıf/kapak kullanımı mıknatısların gücünü kesinlikle etkileyemez, ürünün performansını düşürmez, istediğiniz gibi mıknatısları unutarak kullanabilirsiniz.
  • Bu incecik mıknatıslar kesinlikle telefonunuzun arkasında çıkıntı/bombe/pürüz yaratmaz; fakat inanılmaz gücü sayesinde telefonunuz sağlamca yapışır.

Daha detaylı bilgi için TIKLAYINIZ

Ürünün kutusuna değinelim.

Kutusunda gördüğünüz gibi bütün detayları verilmiş.

Şimdi sırada kutu içeriği var.

 

İçinden sırası ile;

  • Ufak bir dökümantasyon.
  • Telefonu oturtacağımız ve havalandırma peteklerine takacağımız manyetik ana ünite.
  • 2 adet metal ince ve arkasında yapışkan bant bulunan telefona yapışacak olan yüzey.
  • 2 adet metal yapışkan yüzey telefona taktığımızda olur da oynar vs. yada çıkartması kolay olsun diye önceden telefona yapışan jelatin.

Anlatılan manyetik sistemi merak ettim. Ve o yüzden içini açtım, zaten 2 adet vida tutuyor. Açınca hepsi çıkıyor.

Malzeme kalitesine gelirsek, telefonu tutan ve aracın havalandırmasına takılan kısmın plastiği son derece kaliteli yapılmış. Telefon oturan manyetik kısmı’da silikon malzemeden yapılmış. Böylece telefonu çizme derdi olmuyor.

Sırada montaj var. Öncelikle tabi ki aracın havalandırmasına takılacak olan parçayı nereye takacağımızı belirleyip takıyoruz. Havalandırmanın petek aralarına zaten oturuyor. Silikon bacakları var aracı çizme vs. gibi şeyler olmuyor. Biraz zor otuyor, ama sağlam duruyor.

Önce telefonumuza( veya kılıfımıza ) kutudan çıkan metal plakayı alıp yapıştırıyoruz.  arkasında etiketi var, açınca yapışkan kısım açıyor. İster benim gibi ortalayabilirsiniz, veya nasıl isterseniz kılıfa da arkası düz ise yapıştırabilirsiniz. Ben telefona yapıştırdım.

Telefonu zaten değdirmeye kalmadan mıknatısı anından çekiyor. Ben hatta gücünü de test ettim. Bu metal plakada delik var oradan ip bağlayıp 1,5 litrelik pet su şişesi astım ona rağmen mıknatısı metal plakayı bırakmadı.

Peki araya kılıf girerse ne oluyor ? Kullanılan kılıf Thule Atmos X3 modeli bir kılıf.

Resmini eklediğim kılıfın kalınlığı biraz fazla ve arkası da düz değil. O yüzden kılıfa değil de telefona yapıştırmamızın sebebi budur.

Ancak korkum, kılıfın arasına girdiği için bir güçte kayıp olacak mıydı ?

Thule’un bu kalın kılıfına rağmen, ve metal plakası telefona yapışık olduğu halde tutunma gücünde bir kayıp pek olmadı. Yani zaten yakınlaştığı anda kendine çekiyor. Mıknatısları denildiği kadar kuvvetliymiş.

Spigen’in manyetik araç içi telefon tutucusu, A201 modelini öneririm. Öyle vakumlu cama tutunan işte telefonu kıstıran yanlardan tutan zımbırtıların hepsini denemiş ve memnun olmamış biri olarak bundan son derece memnun kaldım. Böyle kıstırma birşeyi açıp kapatmaya gerek yok. Araca biniyorum hop telefonu yaklaştırdığım anda yapışıyor istediğim şekilde sağa sola yatıyorum hiçbir sorun yok. Araçtan çıkarken de çekip alıyorum. Çok pratik oluyor. Bu arada kullanılan cihaz 6S Plus büyük diye telefonu tutmaz mı ? diye düşünmeyin dediğim gibi oldukça sağlam tutuyor.

Fiyatı ortalama indirimlere denk getirirseniz, incelemeyi yazdığım tarih olarak 40 ila 70 lira arası değişiyor.

İncelemeyi okuduğunuz için teşekkür ederim. Sorularınız için dilerseniz incele altından veya yeni sosyal platformumuzdan bize istediğiniz gibi ulaşıp sorabilirsiniz.

İyi günler dilerim.

 

 

Continue Reading

Araç

Araç2 sene önce

Larry Page’nin Uçan Otomobilinden İlk Görüntüler Yayınlandı

Google’ın kurucusu Larry Page’nin desteklediği iki “uçan araba” şirketinden biri olan Kitty Hawk, prototip uçaklarının ilk videosunu yayınladı. Şirket, Kitty...

Araç2 sene önce

AutoShow 2017, Geleceğe Yakından Bakın Sloganıyla Ziyaretçilerini Bekliyor

AutoShow 2017, Geleceğe Yakından Bakın Sloganıyla Ziyaretçilerini Bekliyor. İstanbul Autoshow 2017 başladı. Otomotiv Distribütörleri Derneği tarafından her sene İstanbulda düzenlenen...

Araç2 sene önce

Güneş Enerjili Mercedes Truck Muhteşem Bir Karavan Deneyimi Sunuyor

Güneş Enerjili Mercedes Truck Muhteşem Bir Karavan Deneyimi Sunuyor. Mercedes Benz Unimog sahibi bir kullanıcı aracını karavana çevirerek bir karavan...

Araç2 sene önce

Type-R Rekorları Kırmaya Hazırlanıyor !

Sonunda Civic Type-R modeli tamamen yenilendi. Model performası ile sınıfında tüm rekorları kırmaya hazırlanıyor. Japon üretici bu konuda oldukça iddialı....

Araç2 sene önce

Lamborghini Huracan Performante’den Rekor Derece

Marco Mapelli’nin test sürüşünü gerçekleştirdiği Lamborghini Huracan Performante 6:52:01’lik derece ile Nürburgring Nordschleife’nin üretim modeli kategorisinde yeni rekorun sahibi oldu....

Araç2 sene önce

Alman Opel Amerika Macerasından Sonra Fransa Yolculuğuna Çıkıyor

Alman Opel Amerika Macerasından Sonra Fransa Yolculuğuna Çıkıyor   PSA Grubu, Peugeout ve Citroen markalarından sonra bugün düzenlediği basın toplantısı...

Araç2 sene önce

Motobike İstanbul 2017 Fuar Resimleri

Motobike İstanbul 2017 Fuar Resimleri Geçtiğimiz yıl Eurasia Moto Bike Expo adıyla düzenlenen fuar, bu yıl Motobike İstanbul 2017 ismiyle...

Hobi

Kitap1 sene önce

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri – Kitap Değerlendirmesi

Merhaba, sevgili Panzehir TV takipçileri.Bugün ABD’li psikolog Dr.Gary Small’un 2013 yılında NTV Yayınları tarafından çevirisi yapılan ”Bir Psikiyatristin Gizli Defteri” isimli kitabının...

Kitap2 sene önce

Oyun Ustası – James Dashner Kitap İncelemesi

Panzehir TV’den herkese merhabalar. Bugün sizlerle birlikle son zamanlarda okuduğum en keyifli kitaplardan bir tanesi olan Oyun Ustasını değerlendireceğim. Oyun...

Kitap2 sene önce

Açık Radyo Kitap Oldu: Bu Şehr-i İstanbul Ki

Açık Radyo Kitaplığı serisinin dördüncüsü “Bu Şehr-i İstanbul Ki” çıktı. Murat Belge ve Tanyeri Erkman’ın 1995 yılında Açık Radyo’da hazırlayıp...

Kitap2 sene önce

Erken Kaybedenler Kitap Değerlendirmesi

Merhaba, sevgili Panzehir TV takipçileri.Bugün Emrah Serbes’in 2009 yılında İletişim Yayınları’ndan çıkan kitabı ”Erken Kaybedenler” üzerine eleştiri yapacağız. Kitapta 80’li-90’lı...

Kitap2 sene önce

Rüyalarını Ver Bana

İnsanoğlu acizliğinin farkına ne zaman varır ? Başına gelen bir olayda mı ? Sevdiklerini kaybettiğinde mi ? Ya da sonu...

Kitap2 sene önce

Metal Fırtına – Politik Kurgu Kitaplar Serisi – 1

Merhaba, sevgili Panzehir TV takipçileri.Bugün sizlere mükemmel bir kitap serisinin başlangıç haberini veriyorum.Geçtiğimiz haftalarda elimdeki kitap stoğunun tükenmesinden sebepdir kendimi...

Kitap2 sene önce

Elif Gibi Sevmek – 1. Kitap

Yeni bir kitapla merhabalar sevgili panzehir.tv okuyucuları.Gerçek aşkı arayanlar için tavsiye edebileceğimiz harika kaçırmamaları gereken bir kitap. “yol elif ise...

Kitap2 sene önce

Olymposlu’ların Şafağı “Antik Yunan ve Roma Hikayeleri”

Yeni bir kitapla merhabalar sevgili panzehirtv okuyucuları. Tarihe ve mitolojiye ilgi duyanlar için kaçmaz bir kitap. 33 hikayeden oluşuyor. Zeus’dan,Hades’e,Hermes’ten,Hera’ya...

Kitap2 sene önce

Üç Bin Yıllık Sır “Patasana”

Merhabalar sevgili Panzehir TV takipçileri. Yine sizlerle güzel bir kitap inceleyeceğiz. Kitabımız gizem, polisiye, tarih, geçmiş ve günümüz Türkiye’sini ince ince...

Kitap2 sene önce

Sırlarla Dolu “Ayasofya’nın Gizli Tarihi”

Merhabalar sevgili kitap severler. Bugün Panzehir TV’de sizlerle birlikte Pelin Çift ve Erhan Altunay’ın “Ayasofya’nın Gizli Tarihi”ni inceleyeceğiz. Ayasofya’nın ne kadar...

Konu Dışı

Konu Dışı2 sene önce

Yemeksepeti Yeni Oyunlaştırma Projesini Yayına Aldı

Yemeksepeti yeni oyunlaştırma projesini yayına aldı     Yemek dünyasının yeni “oyun” alanı Yemeksepeti Türkiye’de şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı...

Konu Dışı2 sene önce

Beurer PS 240 Baskül İncelemesi

Fiyatına ve kalitesine göre iyi olan, Beurer ps 240 model baskülü inceliyoruz. Öncelikle ürünün detaylarını, daha sonrasında ise kutusunu ve...

Konu Dışı2 sene önce

Spigen Manyetik Araç İçi Telefon Tutacağı İncelemesi

Bu incelememizde size Spigen Kuel A201 model manyetik araç içi telefon tutacağını anlatacağım. Önce markanın belirttiği özelliklere değinelim. Spigen Airvent...

Konu Dışı2 sene önce

Go2be Saç Düzleştirici Sprey ile Dalgalı Saçlara Elveda !

Merhaba, sevgili Panzehir TV takipçileri.Bugün sizlerle dalgalı ve kıvırcık saçlarınızda mükemmel bir düzleştirici etki bırakan Schwarzkopf Got2b Saç Düzleştirici Sprey üzerinde...

Konu Dışı2 sene önce

Tüketici Hakem Heyetine Başvuru Nasıl Yapılır ?

Herkese merhabalar, bu rehberimde size Tüketici Hakem Heyetine nasıl başvurulur ? bunu anlatacağım. Kendi başımdan geçtiği için birebir tecrübe ettim....

Konu Dışı2 sene önce

Etlere Fısıldayan Adam “Nusr_Et”

Klavye canavarından selamlar. Bugün sizlerle Nusret Gökçe’ yi nam-ı değer  “Nusr_Et” i daha yakından tanıyacağız. Instagram da 4 milyona yakın...

Konu Dışı2 sene önce

Reklamcılık Ekmek Gibidir…

ABD, İsveç ve Türkiye’de ofisleri bulunan TheMediatixStudio’nun Türkiye-Konya ofisinden Sayın Özkan Öz ile reklamcılık hakkında bir sohbet gerçekleştirdik. ‘’Kuruluş ve...

Konu Dışı2 sene önce

1900 Yılların New York’unu Keşfetmeye Ne Dersiniz ?

1900 Yılların New York’unu Keşfetmeye Ne Dersiniz ? Moskova merkezli fotoğrafçı / animatör Alexey Zakharov, 1900’lü yılların başında başlayan bir...

Konu Dışı2 sene önce

Can Sıkıntısına İlaç, Birbirinden İlginç İnternet Siteleri #2

İnternetin sonsuz bir derya. Aklınıza gelebilecek her türden internet sitesi mevcut. Bu listemizde bilinmeyen, birbirinden ilginç internet sitelerini yeniden sizlere...

Konu Dışı2 sene önce

800.000 Brazzers Hesabı Hacklenerek Satışa Sunuldu

Ünlü adult sitesinin veritabanından 800.000 hesap hacklenerek ele geçirildi. Üstelik bu hesapların çalındığı çok sonra şirket yetkilileri tarafından fark edilmiş....

En popüler yazılar